<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Diyet Programları</title>
	<atom:link href="http://www.diyetprogramlari.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.diyetprogramlari.net</link>
	<description>İnternette aradığınız tüm diyet bilgileri burada!</description>
	<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 12:45:43 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Erken doğum için buraya okuyun</title>
		<link>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/erken-dogum-icin-buraya-okuyun</link>
		<comments>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/erken-dogum-icin-buraya-okuyun#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 12:45:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>selma</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[buraya]]></category>

		<category><![CDATA[doğum]]></category>

		<category><![CDATA[Erken]]></category>

		<category><![CDATA[için]]></category>

		<category><![CDATA[okuyun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyetprogramlari.net/?p=654</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik süresince yapılan düzenli egzersizler, erken doğum ve sezaryenle doğum riskini azaltıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. H. Alper Tanrıverdi, egzersizlerin özellikle normal doğum yapmayı düşünenlerde doğum sürecini kolaylaştırdığını dile getirdi.
Sağlık yaşamının önemli bir parçası olan egzersizlerin, gebelik döneminde ayrı bir önem kazandığını söyleyen Acıbadem Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-653" title="8" src="http://www.diyetprogramlari.net/wp-content/uploads/2008/09/8.jpg" alt="" width="222" height="140" />Gebelik süresince yapılan düzenli egzersizler, erken doğum ve sezaryenle doğum riskini azaltıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. H. Alper Tanrıverdi, egzersizlerin özellikle normal doğum yapmayı düşünenlerde doğum sürecini kolaylaştırdığını dile getirdi.</p>
<p>Sağlık yaşamının önemli bir parçası olan egzersizlerin, gebelik döneminde ayrı bir önem kazandığını söyleyen Acıbadem Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. H. Alpe<span id="more-654"></span>Tanrıverdi, gebelik süresince yapılan egzersizlerin doğumdan sonra tekrar normal kiloya dönülmesinde kolaylık sağladığını belirtti. Egzersiz yapan anne adaylarında gebeliğe bağlı şikayetlerin daha az görüldüğünü ifade eden Tanrıverdi, düzenli yapılan egzersizin annenin doğum sonrası toparlanma ve kendine gelme sürecini hızlandırdığını vurguladı. Düzenli egzersizlerin erken doğum ve sezaryenle doğum riskini azalttığını da dile getiren Tanrıverdi, &#8220;Gebeliği boyunca fiziksel olarak aktif olan kadınların doğum süreçleri daha kısa sürüyor. Egzersiz, özellikle normal doğum yapmayı düşünenlerde doğum sürecini kolaylaştırır. Gebenin doğum sürecinde rahat ve derin soluk almasını, kalça, karın ve bacaklarını sarmış kas gruplarını yönetebilmesini sağlar. Gerginlik belirtilerini en aza indirir. Ayrıca nefes alma ve özel gevşeme<br />
tekniklerini öğrenmek, gebenin doğru nefes almasına ve doğum sırasında ağrıyı kontrol edebilmesine de yardımcı olur&#8221; dedi.</p>
<p>Egzersizin bebek sağlığı için de yararlı olduğunu kaydeden Doç. Dr. Tanrıverdi, egzersizin plasentanın gelişmesini kolaylaştırdığını vurguladı. Plasentanın gelişmesinin de bebeğin daha rahat oksijen ve besin almasına yardımcı olacağını hatırlatan Tanrıverdi, &#8220;Egzersiz bebeğin gelişimini de arttırır, doğan çocuk daha büyük ve daha sağlıklı olur. Haftada en az 5 gün ve en az 30 dakika egzersiz yapılmalı.</p>
<p>Egzersiz programı sırasında gebenin izin verilen kalp atım limitlerinde kalmasına dikkat edilmeli. Kalp atım limiti, en yüksek kalp atım hızının yüzde 60&#8242;ı ve yüzde 80&#8242;i arasında olmalı. Gebenin egzersize cevabına göre egzersiz yoğunluğu değiştirilmeli. Gebeler için en ideal egzersiz yürüyüş ve yüzmedir. Gebeliğin ilk üç aylarından itibaren yatar pozisyondaki direnç arttırıcı ve ağırlıkla yapılan egzersizlerden kaçınılmalı, aerobik hareketlerine önem verilmelidir.</p>
<p>Ayrıca karın bölgesine olası travmalardan kaçınmak için düşme olasılığı yüksek olan kayak, paten, sörf, dağ bisikletine veya ata binmek, dağcılık gibi sporlardan; basınç değişikliğinden etkilenme olasılığı yüksek olduğu için ise derin su dalışlarından ve rakımı yüksek yerlerdeki spor aktivitelerinden uzak durulmalıdır. Gebeliğin son üç ayında ise dengeyi sağlamak problem olabileceğinden step aerobik gibi egzersizler tercih edilmemelidir. Ayrıca egzersiz sırasında harcanan kalorileri karşılayacak iyi düzenlenmiş bir beslenme programı takip edilmelidir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Gebelikte uygulanabilecek egzersiz türlerinin ve günlük uygulama miktarının her anne adayı için farklı olduğunu söyleyen Dr. Tanrıverdi, egzersizden kaçınması gerekenleri şöyle sıraladı:</p>
<p>&#8220;Gebeliğe bağlı olarak kan basıncı normalin üzerinde seyreden anne adayları, gebeliğinin son üç-dört haftasında olanlar, önceki ya da şimdiki gebeliğinde erken doğum eylemi tanısı konulanlar, doğum vaktinden önce suyu gelmiş olan gebeler, rahim ağzı yetmezliği olan ve bu sebeple rahim ağzına dikiş uygulanmış gebeler, çoğul ve fetüste gelişme geriliği tespit edilen gebeler egzersiz yapmamalı, mümkün olduğunca egzersizden kaçınmalıdır.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/erken-dogum-icin-buraya-okuyun/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sinire streste son</title>
		<link>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/sinire-streste-son</link>
		<comments>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/sinire-streste-son#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 12:42:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>selma</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[Sinire]]></category>

		<category><![CDATA[Son]]></category>

		<category><![CDATA[streste]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyetprogramlari.net/?p=650</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan araştırmaların sonucuna göre huzurlu bir iş günü için fazla sosyal olmamak ve iş arkadaşlarına yakın oturmak gerekiyor. Binlerce çalışan üzerinde yapılan bir araştırma iş arkadaşlarından gelen manevi destek ve patronlardan gelen olumlu eleştirilerin kişilerin stres seviyelerini düşürdüğünü gösterirken California Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma çalışırken dış dünyayla çok fazla ilgilenmenin çalışanların stresli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-651" title="7" src="http://www.diyetprogramlari.net/wp-content/uploads/2008/09/7.jpg" alt="" width="222" height="140" />Dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan araştırmaların sonucuna göre huzurlu bir iş günü için fazla sosyal olmamak ve iş arkadaşlarına yakın oturmak gerekiyor. Binlerce çalışan üzerinde yapılan bir araştırma iş arkadaşlarından gelen manevi destek ve patronlardan gelen olumlu eleştirilerin kişilerin stres seviyelerini düşürdüğünü gösterirken California Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma çalışırken dış dünyayla çok fazla ilgilenmenin çalışanların stresli bir gün geçirmesine neden olduğunu ortaya koydu. Anket sonuçları kariyer merdiveninde alt <span id="more-650"></span>basamaklarda olanların daha çok stresli olduğunu söylüyor.</p>
<p>Anket sonuçlarına göre evine gittiğinde cep telefonunu kapatan çalışanlar iş yaşamında daha mutlu. Ayrıca imkânı olanların öğlen arasında şekerleme yapması stresi azaltmanın bir başka yolu olarak karşımıza çıkıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/sinire-streste-son/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gögüslerinizin bakımı</title>
		<link>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/goguslerinizin-bakimi</link>
		<comments>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/goguslerinizin-bakimi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 12:40:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>selma</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[bakımı]]></category>

		<category><![CDATA[Gögüslerinizin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyetprogramlari.net/?p=647</guid>
		<description><![CDATA[Boşuna dememişler &#8216;küçük alışkanlıklar, büyük farklar yaratır&#8217; diye&#8230; Bu kural kesinlikle göğüs güzelliğiniz için de geçerli. İddia ediyoruz bu 4 öneri, sadece bir ay sonunda sizi çok mutlu edecek!
Kadın güzelliğinin simgesinden birisi de göğüsler&#8230; Ve pek çok kadın için göğüslerinin güzelliği çok ama çok önemli. Öyle ki, her yıl tüm dünyada binlerce kadın daha güzel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-648" title="6" src="http://www.diyetprogramlari.net/wp-content/uploads/2008/09/6.jpg" alt="" width="222" height="141" />Boşuna dememişler &#8216;küçük alışkanlıklar, büyük farklar yaratır&#8217; diye&#8230; Bu kural kesinlikle göğüs güzelliğiniz için de geçerli. İddia ediyoruz bu 4 öneri, sadece bir ay sonunda sizi çok mutlu edecek!<br />
Kadın güzelliğinin simgesinden birisi de göğüsler&#8230; Ve pek çok kadın için göğüslerinin güzelliği çok ama çok önemli. Öyle ki, her yıl tüm dünyada binlerce kadın daha güzel göğüslere sahip olmak için bıçak altına yatmaktan çekinmiyor. Ancak, biz &#8216;çok geç olmadan ve göğüsleriniz herhangi cerrahi bir müdahaleyi gerektirmeden işe koyulun&#8217; <span id="more-647"></span>diyoruz. Önerilerimizi düzenli bir şekilde uygulayarak, göğüslerinizi forma sokabilir ve güzelliklerini uzun yıllar boyunca koruyabilirsiniz.</p>
<p>1. Sıcak - soğuk duş</p>
<p>Sıcak ve soğuk suyu değişimli olarak kullanarak vücudun herhangi bir bölgesine uygulamak aslında Kneipp Terapi olarak bilinen çok eski bir yöntem. Ağrılara iyi geldiği söylenen bu yöntemi tüm vücut için kullanmaksa genel olarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Göğüslere nasıl uygulandığına gelince; duşun el başlığını alın ve göğüslerinizin üzerine önce dayanabildiğiniz kadar soğuk, 2 dakika ardındansa ılık su tutun. Yaklaşık 10 dakika boyunca bunu tekrarlayın ve soğuk suyla işlemi bitirin. Göğüs bölgenizdeki kan dolaşımı hızlanacak ve bu da cildinizi uyararak daha gergin hale gelmesine yardımcı olacaktır.</p>
<p>2. Basit ama etkili egzersizlerden yardım alın</p>
<p>Göğüslerinizin kısa zamanda forma girmesini istiyorsanız, egzersizlerin gücünden mutlaka faydalanmalısınız. Eğer düzenli uygularsanız sadece bir ay içinde istediğinizden çok daha fazlasını elde edeceğinize emin olabilirsiniz. Size önereceğimiz egzersizleri uygulaması son derece basit, her gün tekrarlandıklarında bir o kadar da etkililer:<br />
İki avcunuzu göğsünüzün tam önünde birbirine mümkün olduğunca güçlü bir şekilde bastırın. Egzersizi, günde 3 kez 15 dakika yapmanız yeterli ama siz aklınıza her geldiğinde de tekrar edebilirsiniz.<br />
Bir duvarın önünde durun. Ellerinizi duvara dayayın ve tüm ağırlığınızı ellerinizin üzerine verin. Ardından, kollarınızı gererek kendinizi duvardan uzaklaştırın. Günde 30 kez tekrarlayın.<br />
Sırt üstü yere uzanın ve her iki elinize 2&#8242;şer kiloluk ağırlıklar alın. Kollarınızı yukarı doğru gergin bir şekilde uzatın ve indirin. 3 set halinde 15&#8242;lik tekrarlar yapmanız, göğüs kaslarınızı güçlendirmeniz için yeterli.</p>
<p>3. En doğru sutyeni seçin</p>
<p>Yanlış beden sutyen seçiminin göğüsleri deforme ettiği artık bilinen bir gerçek. Sizin için en doğru bedeni, büyük mağazalardaki satış elemanlarının yardımıyla öğrenebilirsiniz. Ancak beden kadar yapılan aktiviteye uygun sutyen seçimi de önemli. Örneğin spor yaparken mutlaka yaptığınız spora uygun bir sutyen tercih etmeli, elastikiyetini kaybetmiş sutyenleri asla kullanmamalısınız (Nike Spor Sutyen, 75 YTL). Ayrıca, doğru sutyenle sadece saniyeler içinde bile göğüslerinizin formda görünmesini sağlayabilirsiniz.</p>
<p>4. Teknolojiden yardım alın</p>
<p>Göğüslerinizi toparlamak için enstitülerde yapılan bakımlardan da faydalanabilirsiniz. Bu uygulamardan en yenisi de, 6 farklı teknolojiyi bir araya getiren Breast Fit System. Bu teknolojiler sayesinde doku yenilenmesi, gelişmesi, cilt elastikiyetinde iyileşme yaşanıyor, düşük miktarda verilen elektrik akımı ile kas güçlenmesi sağlanabiliyor, lenf, kan dolaşımı ve metabolizma gelişiyor, göğüs ucu renk koyulaşması sıkıntısı son buluyor. Uzmanlar, göğüs geliştirme, şekillendirme ve çatlaklara özel 10 ayrı programa sahip sistem ile yaklaşık 10 - 12 seans arasında sonuç alınmaya başlandığını ifade ediyor. Tavsiye edilen seans 20 iken, periyot ise haftada 3 kez&#8230; Kişinin problemine, yaşına, cilt yapısına göre bu sayı değişebiliyor. Sarkma, çatlak, büyütme uygulamaları için farklı süreler söz konusu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/goguslerinizin-bakimi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nedir bu kadınları çenesinde çektiklerimiz</title>
		<link>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/nedir-bu-kadinlari-cenesinde-cektiklerimiz</link>
		<comments>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/nedir-bu-kadinlari-cenesinde-cektiklerimiz#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 12:35:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>selma</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[bu]]></category>

		<category><![CDATA[çektiklerimiz]]></category>

		<category><![CDATA[çenesinde]]></category>

		<category><![CDATA[kadınları]]></category>

		<category><![CDATA[Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyetprogramlari.net/?p=645</guid>
		<description><![CDATA[Farkında olmadan günde tam 2 bin defa kullandığınız çenenizin ağrıları dayanılmaz bir hal aldıysa bir an önce doktora gidin! İhmal edildiğinde kalıcı sorunlara neden olabilen çene eklemi hastalıklarının en etkili ilacı; bir uzmandan çeneyi doğru kullanma eğitimi almak ve evde yapılacak bilinçli çene egzersizleri
Hiç farkında olmadan en fazla kullandığımız eklem olan çenemiz, bazen başımıza olmadık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-644" title="5" src="http://www.diyetprogramlari.net/wp-content/uploads/2008/09/5.jpg" alt="" width="222" height="140" />Farkında olmadan günde tam 2 bin defa kullandığınız çenenizin ağrıları dayanılmaz bir hal aldıysa bir an önce doktora gidin! İhmal edildiğinde kalıcı sorunlara neden olabilen çene eklemi hastalıklarının en etkili ilacı; bir uzmandan çeneyi doğru kullanma eğitimi almak ve evde yapılacak bilinçli çene egzersizleri</p>
<p>Hiç farkında olmadan en fazla kullandığımız eklem olan çenemiz, bazen <span id="more-645"></span>başımıza olmadık dertler açabiliyor! Yapılan araştırmalar, her 100 kişiden 20’sinin çenesinin ağrıdığını gösteriyor. Ama son derece basit nedenlerden kaynaklanan bu ağrılar çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa ihmal edilen çene eklemi hastalıklarının tedavisi zaman geçtikçe zorlaşıyor, geç kalınması ciddi bozukluklara yol açabiliyor ve hayat kalitesi ileri derecede bozulabiliyor. Medical Park Fatih Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. İbrahim Halil Ural; çene eklemi hastalıklarından (temporomandibuler eklem bozuklukları) korunma ve tedavi yollarını anlattı:</p>
<p>Çene rahatsızlıkları nasıl ortaya çıkar?</p>
<p>Çene ekleminin, boyunda omurgaya ve ağızda dişlere yakın olması nedeniyle, bu bölgelerdeki rahatsızlıklar çene eklemini kolayca etkileyerek şikayetlere neden olabilir. Normal bir kişi çene eklemini; çiğneme, yutma, soluk alıp verme ve konuşma sırasında günde yaklaşık 2 bin defa kullanır. Alt çenenin hareketleri, boyun ve çene kaslarının ortak hareketi ile oluşur. Alt çene kemiği; aşağı, yukarı, öne ve yanlara doğru hareket edebilmektedir. Bu düzenin bozulması, çene ekleminde oluşan veya oluşabilecek bir bozukluğun da habercisi olabilir.</p>
<p>Tanı nasıl konulur?</p>
<p>Çene eklemi hastalıklarında en önemli teşhis yöntemi muayenedir. Gereğinde sadece fizik tedavi doktoru değil, aynı zamanda diş hekimliği, plastik cerrahi hatta psikiyatrist değerlendirmeleri de gerekebilmektedir. İyi bir muayene sonucunda problem çok büyük oranda teşhis edilir. Ancak bunun yanında röntgen, MRI gibi radyolojik incelemelerinin de teşhiste önemini vurgulamak gerekmektedir.</p>
<p>ÇEKİRDEK ÇİTLERKEN, TIRNAK YERKEN DİKKAT!</p>
<p>Çene eklemindeki ağrıların nedenleri nelerdir?</p>
<p>• Sürekli dişleri sıkmak, diş gıcırdatma (bruksizm)<br />
• Duruş bozuklukları (özellikle başın öne doğru eğik olduğu duruşlar)<br />
• Çenenin kapanış bozuklukları ve dişlerdeki hastalıklar<br />
• Tek taraflı çiğneme alışkanlığı<br />
• Psikolojik sebepler<br />
• Travmalar, soğuğa maruz kalmak, zorlanmalar (örneğin sert veya büyük bir lokma ısırmak).<br />
• Genel bağ dokusu gevşekliği, tırnak yeme, sakız çiğneme, devamlı ağızdan nefes alıp verme, çekirdek yeme, pipo içme, uzun süre telefonla konuşma, keman çalma vb. gibi parafonksiyonel davranışlar<br />
• Tümör, infeksiyon ve iltihaplı romatizma gibi hastalıklar</p>
<p>ÇENENİZ KULAĞINIZA VURABİLİR!</p>
<p>Çene eklemi hastalıklarında görülen şikayetler nelerdir?</p>
<p>• Kaslarda hassasiyet ve ağrılar: Çene bölgesinde veya yanaklarda hissedilen ağrılardır. Genellikle diş sıkma nedeniyle ortaya çıkar. En çok görülen şikayetlerden biridir.<br />
• Çene hareketlerinde değişiklik ve kısıtlılık: Eklem anatomisinin bozulmasına ve/veya ağrıya bağlı olarak ortaya çıkabilir.<br />
• Eklem sesleri: Eklem diskinin yerinden kayması veya aşırı kireçlenmeye bağlı olarak ortaya çıkar.<br />
• Ağızda kayma: Eklemlerde ortaya çıkan anatomik ve fizyolojik bozukluklar, ağız açılışında ve kapanışında bozukluklara yol açar.<br />
• Çiğneme düzeninin bozulması: Ağrı, ağız hareketinde değişiklik ve tek taraflı çiğneme gibi etkenler çeşitli çiğneme bozukluklarına yol açar.<br />
• Ağzı açamama: Ağrıya, eklem anatomisinde değişikliklere ve ileri derecede kireçlenmelere bağlı oluşabilmektedir.<br />
• Sıkıntı, karamsarlık ve diğer psikolojik bozukluklar: Ağrı, ağız hareketlerinin kaybı ve beslenme bozuklukları sonucu sıkça karşılaşılmaktadır.<br />
• Kulak çınlaması, baş dönmesi ve halsizlik gibi şikayetler: Çene ekleminin özellikle boyun hareketleri ile yakın ilişkisi sonucu ortaya çıkmaktadır.<br />
• Kulak, boyun, dişler, hatta burun ve göze doğru yayılan ağrılar: Çene ekleminden çeşitli bölgelere doğru yayılan ağrılar sıkça görülmektedir.</p>
<p>EVDE ÇENE EGZERSİZLERİ YAPARAK AĞRILARI YENİN</p>
<p>Çene eklemi hastalıklarında hangi tedavi yöntemleri uygulanıyor?</p>
<p>Çene eklemi hastalıklarında; çeşitli tedavi yöntemleri bulunmakla birlikte, bunların en önemlisi hastanın doktoru tarafından yeterli ve doğru bir şekilde bilgilendirilmesidir. Çene eklemini doğru kullanmayı bilmek, çoğu hastalığın önüne geçer veya tedavisini kolaylaştırır. Bu nedenle bu hastalıklarda, doktorun ve hastanın üzerine düşeni doğru yapması, tedavinin büyük oranda başarılı olması sonucunu doğurur. Hasta eğitiminin yanı sıra kullanılan yardımcı yöntemler de mevcuttur. Bunlardan bazıları şöyledir;</p>
<p>• Ev programı ve egzersiz: Hastanın evde yapacağı egzersizleri ve günlük hayatında dikkat etmesi gereken durumların eğitimini içeren tedavinin en önemli kısımlarından biridir.<br />
• Fizik tedavi: Ağrıların kontrolünde, kasın gevşetilmesinde ve ağız açıklığının sağlanmasında en önemli tedavilerden biridir.<br />
• İlaç tedavisi: Çeşitli ilaç grupları kullanılabilir. Bunlar arasında bir diş hekiminin önereceği ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ve antidepresanlar sayılabilir.<br />
• Soğuk ve sıcak tedavi: Ağrıyı azaltmakta ve egzersizlerin uygulanmasını kolaylaştırmada önemli yöntemlerden biridir.<br />
• Eklem içine injeksiyon: Özellikle eklemde kayganlığın arttırılması, eklem içinde ağrı oluşturan reaksiyonların azaltılması amacıyla çeşitli enjeksiyon uygulamaları kullanılabilir.<br />
• Psikoterapi: Psikolojik etkenlerin en aza indirilmesinde önemli bir etkiye sahiptir.<br />
• Splint: Gece alt çeneye takılan splintler, eklem açıklığını sağlamakta ve diş sıkmayı önlemekte kullanılır.<br />
• Manipülasyon: Eklem diskinin yerinden kayması sonucu oluşan çene kilitlenmesinin açılması veya kasların gerilerek gevşetilmesi amacıyla kullanılır.</p>
<p>ÇENEYİ DOĞRU KULLANMANIN PÜF NOKTALARI:</p>
<p>• Duruş şeklinizi geliştirin: Dudaklar kapalı, dişler açık!<br />
• Çiğnerken, çenenizin her iki yanını (sağ ve sol) tarafını eşit kullanın.<br />
• Dişinizi gıcırdatmayı ve sıkmayı bırakın.<br />
• Sakız çiğnemeyin, çerez yemeyin.<br />
• Sert ve zor çiğnenen yiyeceklerden uzak durun.<br />
• Doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/nedir-bu-kadinlari-cenesinde-cektiklerimiz/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>5 yıl ömrü uzatan öpüşmek</title>
		<link>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/5-yil-omru-uzatan-opusmek</link>
		<comments>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/5-yil-omru-uzatan-opusmek#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 12:20:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>selma</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[5]]></category>

		<category><![CDATA[ömrü]]></category>

		<category><![CDATA[öpüşmek]]></category>

		<category><![CDATA[uzatan]]></category>

		<category><![CDATA[yıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyetprogramlari.net/?p=641</guid>
		<description><![CDATA[Stresi azaltır, ciğerlere iyi gelir, dişleri güçlendirir, kırışıklıklara karşı bire birdir. Bu bilgiler Uluslararası Öpüşme Günü nedeniyle açıklama yapan uzmanlardan&#8230;Alman basınında 6 Temmuz Uluslararası Öpme Günü nedeniyle yer alan haberlerde, öpüşmenin insan sağlığına olumlu etkilerinin olduğu, ömrü 5 yıla kadar uzattığı belirtildi.
ABD’nin Los Angeles kentindeki Cinsel Davranış Kurumu uzmanları, bir insanın ömrü boyunca ortalama 100 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-642" title="4" src="http://www.diyetprogramlari.net/wp-content/uploads/2008/09/4.jpg" alt="" width="222" height="140" />Stresi azaltır, ciğerlere iyi gelir, dişleri güçlendirir, kırışıklıklara karşı bire birdir. Bu bilgiler Uluslararası Öpüşme Günü nedeniyle açıklama yapan uzmanlardan&#8230;Alman basınında 6 Temmuz Uluslararası Öpme Günü nedeniyle yer alan haberlerde, öpüşmenin insan sağlığına olumlu etkilerinin olduğu, ömrü 5 yıla kadar uzattığı belirtildi.<br />
ABD’nin Los Angeles kentindeki Cinsel Davranış Kurumu uzmanları, bir insanın ömrü boyunca ortalama 100 bin öpücük (76 gün) dağıttığını, ateşli öpücüklerin mutluluk hormonu salgılarını artırdığını, bağışıklık <span id="more-641"></span>sistemini güçlendirdiğini, yüzdeki 30 farklı kası aktifleştirerek cildin gerginleşmesi ve güzelleşmesini sağladığını belirttiler.<br />
5 dakika öpüşmenin 50 kalori yaktığını vurgulayan doktorlar, öpme ve öpülmenin zayıflamaya da yardımcı olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Öpüşmenin 8 yararı</p>
<p>Uzmanlara göre öpüşmenin en önde gelen 8 yararı şöyle sıralanıyor:<br />
1- Strese karşı iyidir. İnsulin ve adrenalin üretiminin artmasıyla, böbreküstü bezlerde adrenalinle birlikte stres hormonu kortisol azalır. Öpüşmeden sonra otomobil kullananlarda yapılan bir araştırma, sürücülerin daha az saldırgan tavır gösterdiğini gösterdi.<br />
2- Kalp ritmini hızlandırarak, nabzı, normal bir idman temposu sayılan dakikada 110 vuruşa yükseltir.<br />
3- Ciğerleri güçlendirir. Normalde dakikada 20 kez nefes alınırken öpüşme sırasında 60’a kadar çıkılır.<br />
4- Yutkunmaya bire birdir. Öpüşmek yutkunma konusunda nefes tutmak gibi yöntemlerden daha etkilidir.<br />
5- Kırışıkların düşmanıdır. 30 yüz kasını harekete geçirerek, cilde ve kırışıklıklara iyi gelir.<br />
6- Zayıflatır: 2 dakika öpüşmeyle 15 kalori yakılır.<br />
7- Aşı gibidir. Öpücük, bağışıklık sistemini uyarır ve antikor üretimini artırır. Öpüşmenin ruhu kanatlandırması da, bağışıklık sistemini güçlendiren ilave bir işlevdir.<br />
8- Dişlere iyi gelir: Tükürük salgısı arttığından diş minesi güçlenir. Ayrıca sık öpüşenler ağız sağlıklarına daha çok özen gösterir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/5-yil-omru-uzatan-opusmek/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Seviş ve konuş</title>
		<link>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/sevis-ve-konus</link>
		<comments>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/sevis-ve-konus#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 12:17:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>selma</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[konuş]]></category>

		<category><![CDATA[Seviş]]></category>

		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyetprogramlari.net/?p=639</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlar çoğunlukla partnerlerine, ilişki öncesinde ve sırasında haz aldıkları dokunuşları ve bölgeleri itiraf etmekten çekinirler. Uyarıldığınız anlarda partnerinize yol gösterici olun ve cinselliği sınırsızca yaşayın. Kadınların pek çoğu partnerine cinsellikle ilgili arzularını ve beklentilerini açıklamaktan kaçınıyor ya da cesaret edemiyor. Ortak beklenti, bu isteklerin erkekler tarafından herhangi bir açıklama yapılmaksızın anlaşılması. Kadın, erkekten vücudunun hassas [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-638" title="3" src="http://www.diyetprogramlari.net/wp-content/uploads/2008/09/3.jpg" alt="" width="222" height="140" />Kadınlar çoğunlukla partnerlerine, ilişki öncesinde ve sırasında haz aldıkları dokunuşları ve bölgeleri itiraf etmekten çekinirler. Uyarıldığınız anlarda partnerinize yol gösterici olun ve cinselliği sınırsızca yaşayın. Kadınların pek çoğu partnerine cinsellikle ilgili arzularını ve beklentilerini açıklamaktan kaçınıyor ya da cesaret edemiyor. Ortak beklenti, bu isteklerin erkekler tarafından herhangi bir açıklama yapılmaksızın anlaşılması. Kadın, erkekten vücudunun hassas bölgelerini keşfetmesini bekliyor. Oysa erkeğin kadının yol göstericiliği olmadan bunu başarması <span id="more-639"></span>imkansız. Bu yanılgı, kadının cinselliği yaşarken ipleri erkeğe bırakma eğilimi ardından hayal kırıklığını da sürüklüyor. Haz duyulan bölgeler her insanda farklıdır ve keşfedilmeye çalışılmadan nereleri olduğu bilinmez. Kadınlar ise genellikle erojen bölgelerinin nereleri olduğunu hissetmekle birlikte, bunu dile getirmekten utanıyorlar. Bu durum beraberlikten alınan hazzı büyük oranlarda azaltıyor. Kadının birlikteliği ile ilgili yorumu &#8220;iyi&#8221; olmaktan öte gidemiyor. Oysa &#8220;mükemmel, olağanüstü&#8221; bir ilişki yaşamak her kadının ve erkeğin hakkı.</p>
<p>Samimi Olun, Konuşun!<br />
Pekçok kadın henüz ilişkiyi yaşamadan neler yaşayacağını ve hissedeceğini bildiğini düşünüyor. Halbuki cinsellikten her seferinde farklı zevkler almak mümkünken, çiftlerin kendilerini bu tekdüzeliğe hapsetmeleri uzun vadede birlikteliklerine de zarar veriyor. Kadının nelerden zevk aldığını partnerine ifade edememesi oldukça sık rastlanılan bir durum. Tercih edilen dokunuşları açıklamak, yol gösterici olmak cinselliğin bambaşka yönlerinin keşfedilmesine ve daha önce tadılmamış zevklerin alınmasını sağlayacaktır. Eğer kadın konuşmaktan utanıyorsa bunu sevişme sırasındaki inleme ve mırıltılarıyla da ifade edebilir. Bunlar oldukça önemli ayrıntılardır. Belli bir noktada yoğunlaşmayı önlemek için partnere kesin açıklamalar yapmak yerine, ilişkinin akışında bu tip açıklamalar yapılması da önemlidir. Seks, herşeyden önce kadınlarda bedensel kontrolü kaybetme, incinme ve bağlılık hislerini doğuruyor. İncinebilme ihtimali, korkular ve endişeler ilişki sırasında da devam ettiğinde, kadın kendini ilişkiye kaptıramıyor ve ilişkiden istediği zevki alamayarak düş kırıklığına uğruyor. Halbuki konuşulabilse, bu korku azalacak kadın kendini daha az kasacaktır. Erkeğin hareketleri değerlendirildiğindeyse, onun arzularını konuşarak ifade etmek yerine okşamayı ve sevmeyi tercih ettiği görülüyor.</p>
<p>Vücudunuzun Sesini Dinleyin<br />
Cinsellikten zevk alabilen kadınlar, vücutlarının sesini dinlemeyi öğrenmiş kadınlardır. Ve bütün kadınlarda bunu öğrenebilir. Kadının ihtiyacı olan tek şey ilişki sırasında haz aldığı durumları partnerine ifade etme yetisidir. Erkekler partnerlerinin de en az kendileri kadar ilişkiden zevk almalarını isterler. Bu nedenle kadının isteklerine kulak verecek, rehberliğine uyacak nelerden zevk aldığını yavaş yavaş belleyecek ve zevk vermek için çabalayacaktır. Önemli olan süreklilik gösteren, tek düze ve zevk vermeyen ilişkiye canlılık getirmenin yanı sıra alınabilecek zevki en üst noktalara çıkartabilmekdir. İlişki sırasında gerçek anlamda doruk noktaya ulaşabilmek için iki vücudun bir olması gerektiği bilinen bir gerçek. Bu da ancak çiftlerin vücutlarını karşılıklı tanımalarıyla veya çiftlerin birbirlerinin vücutlarını tanımalarını sağlayacak küçük oyunlarla olabilir. Bu oyunlarda kadın erkeği yönledirme görevini üstlenmelidir. İlişkide paylaşımların ortak olması, çiftlerin birbirlerinin vücutlarını tanımaları eşleri birbirine yaklaştıracaktır. Kadının istediği yönde keşifler yapmak ve partnerinin hazza ulaştığını görmek erkeğin de hoşuna gidecektir. Bundan böyle dokunuşlarını nerede kullanacağını öğrenecek ve çiftler cinsel tatmini daha sınırsızca yaşayabilme olanağına kavuşacaklardır.</p>
<p>Çıplaklığı Sevin<br />
Hiçbir kadın sevişme sırasında konuşmaktan ve yön gösterici olmaktan çekinmemeli. Eğer bunu ilişki sırasında söylemekten gerçekten çekiniyorsa, ertesi gün ya da ilişki bittikten sonra konuşmayı denemesinde fayda var. Bu, bir kadının en doğal hakkıdır. Kadının ve erkeğin birbirlerinin vücutlarını daha iyi tanımaları ve vücutlarına alışmaları açısından birlikte çıplak olarak vakit geçirmeleri faydalı olacaktır. Bu birlikte banyo yapmak ya da birbirine sarılarak uyumak şeklinde gerçekleştirilebilir. Eğer ilişkiye başlamadan önce birlikte banyo yapmayı tercih ederseniz, banyo sırasında birbirinize masaj yapmayı ihmal etmeyin. Vücutlarınız birbirine ne kadar yakın olursa onları o kadar tanırsınız. Bu da sağlıklı ve zevkli cinsellik için en önemli ayrıntılardan biridir.</p>
<p>Tabuları Yıkın<br />
Arzuları, ihtiyaçları, hisleri partnerle konuşmak ülkemizde hala bir tabu. Cinselliğin doğal bir ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Erkekler kadar kadınların da cinsellikten haz almak istemeleri gerekir. Bu da ancak cinsellik üzerine konuşma becerisini kazanmakla olabilir. İlişkinin daha keyifli ve doyurucu olması için belli bir süreyi cinsellik üzerine konuşmaya ayırmak şart. Bu alışkanlık çiftleri ilişki sırasında da rahatlatacaktır. Eğer kadın birden birlikteliğe geçmek istemiyorsa, erkeğin partnerine zaman tanımasında, birlikte banyo yapmayı teklif edip, partnerine masaj uygulamasında fayda var. Eğer sevişmek istemeyen erkekse, kadının partnerini yumuşak dokunuşlarla uyarıp, sevgi göstermesi işe yarayabilir. Cinsellik üzerine konuşmak kadar, hayır demeyi bilmekte önemli bir bilinç. Arzulanmadığı sürece &#8220;hayır&#8221; demek çiftlerin doğal hakkıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/sevis-ve-konus/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Diyet bozulunca ne olur</title>
		<link>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/diyet-bozulunca-ne-olur</link>
		<comments>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/diyet-bozulunca-ne-olur#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 12:14:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>selma</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[bozulunca]]></category>

		<category><![CDATA[Diyet]]></category>

		<category><![CDATA[ne]]></category>

		<category><![CDATA[olur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyetprogramlari.net/?p=636</guid>
		<description><![CDATA[Diyeti bozanların çoğu, o diyete bitmiş gözüyle bakar. Oysa her şeyin başladığı nokta orası. Asıl beceri devam etmekte.Diyet yaparken, verdiğiniz her kilo size nasıl motivasyon sağlıyorsa, diyet listeniz dışındaki bir şeylerden atıştırıp diyeti bozmanız da o kadar cesaretinizi kırar. Diyet yapan hemen herkesin yaşadığı bir durumdur bu. Sonucu ise vicdan azabı, suçluluk duygusu ve kendiniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-635" title="2" src="http://www.diyetprogramlari.net/wp-content/uploads/2008/09/2.jpg" alt="" width="222" height="140" />Diyeti bozanların çoğu, o diyete bitmiş gözüyle bakar. Oysa her şeyin başladığı nokta orası. Asıl beceri devam etmekte.Diyet yaparken, verdiğiniz her kilo size nasıl motivasyon sağlıyorsa, diyet listeniz dışındaki bir şeylerden atıştırıp diyeti bozmanız da o kadar cesaretinizi kırar. Diyet yapan hemen herkesin yaşadığı bir durumdur bu. Sonucu ise vicdan azabı, suçluluk duygusu ve kendiniz ile iradesizliğinize karşı hissettiğiniz öfkedir. Ve ardından şu düşünce beyninize çöreklenmeye başlar: &#8220;Ne yararı var ki?&#8221;<span id="more-636"></span></p>
<p>Tüm bunlar tanıdık geldi mi?<br />
Diyeti bozmaktan kaynaklanan, kendinize yönelttiğiniz eleştirel duyguları daha da genişletip anlatmak mümkün, ama sanırım neden bahsettiğimi hepimiz biliyoruz. Sorunun anahtarı ise gene sizde, düşünme biçiminizi değiştirebilmenizde.</p>
<p>Diyet yapmaya bir oyun gibi bakabiliriz. Bazıları oyunu kazanç ve yenilgileriyle kabul ederken, bazıları için kaybetmek dayanılmazdır. Kaybedince de surat asıp bir kenara çekilip oyunu bırakırlar. Oysa kilo verme oyununda durum biraz daha farklıdır. Bir diyet programı uygularken, diyet listenizin dışına çıkıp, yememeniz gereken şeyleri yemek, mutlak bir son değildir ve kaybetmeyi getirmez. Ama tabii eğer hatanızı fark ettiğiniz yerde durmayı bilirseniz.</p>
<p>İşte size bir örnek: 3 haftadır diyet uyguluyorsunuz ve fevkalade bir başarı göstererek diyet listenizi harfiyen uyguladınız. Kendinizle gurur duyuyorsunuz ve harika hissediyorsunuz. Daha sonra arkadaşınızın doğum günü partisine gidiyorsunuz ve bir bardak şarap içiyorsunuz. Daha ne olduğunun farkına bile varamadan, yanınıza birisi gelip kanape tabağını burnunuzun dibine sokuyor ve o lezzetli şeylerden mutlaka denemeniz gerektiğini 100 kere tekrar ettikten sonra, kanapeleri ağzınıza tıkmaya başlıyor. Böylece daha &#8216;Mutlu yıllar sana&#8217; diye şarkıyı söylemeye başlayamadan, kendinizi 4000 kaloriyi mideye indirmiş bir halde buluyorsunuz. 3 haftadır göz ucuyla bile bakmadığınız tatlılar, tuzlular ve pastalar sindirim sisteminizde eğlenceli ve mutlu bir yolculuğa çoktan çıkmış bulunuyorlar.</p>
<p>Bu esnada çoğumuz bu durumun nerede sonlanacağını düşünür. Aslında bu, tam da her şeyin başladığı noktadır. Öncelikle elde tutulur gerçekleri bir gözden geçirelim: Diyetiniz gerçekten de çok büyük bir yara mı aldı? Pek sayılmaz. Belki yarım ya da bir kilo aldınız. Ama bu, şimdiye kadarki başarınızın yanında fazla bir şey sayılmaz. Kaldı ki, yarım ya da bir kilo vermek sizin için problem değil. Daha kendiniz fark bile edemeden verirsiniz o yarım kiloyu.</p>
<p>Eee o zaman sorun ne?<br />
Sorun ne yaptığımız değil, ona yüklediğimiz anlam. Onca çaba harcadıktan sonra, böyle bir kaçamak yaptığımız için kendimize o kadar kızıyoruz ki, kafamızın içinde düşünceler yıldırım hızıyla akıp gitmeye başlıyor. &#8220;İradesiz!&#8221; diyoruz kendimize. &#8220;Asla başaramayacaksın, hep ama hep şişko kalacaksın.&#8221; Bunları düşündükçe daha da negatif oluyoruz, daha da aşağılıyoruz kendimizi. Buna çözüm olarak da diyete son vermeyi buluyoruz.</p>
<p>Oysa kaldığımız yerden devam edebilsek. Yapmamanız gereken bir şey yaptınız. Olsun. Tüm hayatınızı çöpe atıyor musunuz? Atmadığınıza göre, diyetinizi niçin bırakasınız ki? Unutmayın, oyunu kazanmanın yolu devam etmekten geçer, bırakırsanız tüm kazanma şansınızı boşa harcamış olursunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/diyet-bozulunca-ne-olur/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Taş hastalıklarına dikkat</title>
		<link>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/tas-hastaliklarina-dikkat</link>
		<comments>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/tas-hastaliklarina-dikkat#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 12:13:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>selma</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[dikkat]]></category>

		<category><![CDATA[hastalıklarına]]></category>

		<category><![CDATA[Taş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyetprogramlari.net/?p=632</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan ayı nedeniyle böbrek ve idrar yolları taş hastalığı olan bireyler bol bol su içmeliler.Prof. Dr. Kemal Sarıca, taş hastalığının ülkemizde sık görülen ve tedavi edilmediğinde çoğu zaman ciddi tehlikelere yol açabilen bir problem olduğuna dikkat çekerek, &#8220;Mevcut taşların değişik yöntemlerle tedavi edilmesi ne kadar önemliyse, taş oluşumunun önlenmesi de en az o kadar önem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-633" title="1" src="http://www.diyetprogramlari.net/wp-content/uploads/2008/09/1.jpg" alt="" width="222" height="140" />Ramazan ayı nedeniyle böbrek ve idrar yolları taş hastalığı olan bireyler bol bol su içmeliler.Prof. Dr. Kemal Sarıca, taş hastalığının ülkemizde sık görülen ve tedavi edilmediğinde çoğu zaman ciddi tehlikelere yol açabilen bir problem olduğuna dikkat çekerek, &#8220;Mevcut taşların değişik yöntemlerle tedavi edilmesi ne kadar önemliyse, taş oluşumunun önlenmesi de en az o kadar önem taşımaktadır&#8221; şeklinde konuştu.<span id="more-632"></span></p>
<p>Alınabilecek en pratik ve en etkili önlemin yeteri kadar sıvı tüketilmesi olduğunu ifade eden Sarıca, &#8220;Yapılan bilimsel çalışmalar günlük tüketilen su miktarı ile taş oluşumu arasında yakın bir ilişkinin varlığına işaret etmektedir.</p>
<p>Az sıvı tüketen bireylerde taş hastalığının sıklığında anlamlı bir artış olduğunu ortaya koymaktadır. Günlük yeterince sıvı tüketilmesi sağlıklı her birey için büyük önem taşırken, bu durum taş hastalarında daha da önem taşır.</p>
<p>Yeterli tüketilecek sıvı sayesinde taş oluşumuna yol açan yapı maddeleri idrar ile kolaylıkla atılabilecektir. Sıvı alımının azalması durumlarında ise bu maddeler idrarda yoğun halde bulunarak kolaylıkla çöküp, taş oluşturabilecektir&#8221; dedi.</p>
<p>Ramazan ayının taş hastaları için çok dikkat edilmesi gereken bir dönem olduğunu vurgulayan Sarıca, &#8220;Ramazan ayının giderek daha uzun günlere ve nispeten daha sıcak dönemlere yaklaşması da bu durumun önemini artırmaktadır.</p>
<p>Oruç dönemince sıvı alımının olmaması ve sıcak ortamlarda terleme yolu ile sıvı kaybının artması taş oluşumunu kolaylaştıracak önemli faktörlerdir. Bu sebeple, taş hastalarının iftar ile birlikte başlayarak sahur zamanına kadar en az 8-10 bardak sıvı almaları büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Suyun dışında tüketilecek sıvılar çoğu zaman suyun yerini alamayacağı gibi, bazı durumlarda bu hastalar için risk bile oluşturabilmektedir. Bu nedenle koyu çay, kola, kakaolu içecekler sınırlı tüketilmelidir.</p>
<p>Taş hastaları bu dönemde yeni taşlarının oluşabileceğini veya mevcut taşlarının daha da büyüyebileceğini akılda tutmalı, taş hastalığıyla ilgili ağrı, idrarda kanama ve yanma gibi şikayetlerin gelişmesi durumunda ilgili hekimlere başvurmalıdır&#8221; şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyetprogramlari.net/saglik/tas-hastaliklarina-dikkat/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sahura kalkamayanlar…</title>
		<link>http://www.diyetprogramlari.net/diyet-corbalari/sahura-kalkamayanlar%e2%80%a6</link>
		<comments>http://www.diyetprogramlari.net/diyet-corbalari/sahura-kalkamayanlar%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 10:26:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>selma</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Diyet Çorbaları]]></category>

		<category><![CDATA[beselenme]]></category>

		<category><![CDATA[çorba]]></category>

		<category><![CDATA[kalkamayanlar]]></category>

		<category><![CDATA[Sahura]]></category>

		<category><![CDATA[Sahura kalkamayanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyetprogramlari.net/?p=620</guid>
		<description><![CDATA[Eğer sahura kalkmadan oruç tutarsak vücut 24 saat aç kalmış olur. Aç kalmakta vücuttaki metabolizmamızın yavaşlamasına, kaslarda yıkıma sebep olur. Bunun dışında kan şekerinde problemler yaşayabiliriz. Tansiyon problemleri mide problemleri yaşayabiliriz. Konsantrasyon güçlüğ çekebiliriz. Bazen uyku hali görülebilir, baygınlık olabilir. Bu yüzden 24 saat çok uzun bir süredir. Düzenli beslenmek normalde de Ramazan dışında da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer sahura kalkmadan oruç tutarsak vücut 24 saat aç kalmış olur. Aç kalmakta vücuttaki metabolizmamızın yavaşlamasına, kaslarda yıkıma sebep olur. Bunun dışında kan şekerinde problemler yaşayabiliriz. Tansiyon problemleri mide problemleri yaşayabiliriz. Konsantrasyon güçlüğ çekebiliriz. Bazen uyku hali görülebilir, baygınlık olabilir. Bu yüzden 24 saat çok uzun bir süredir. Düzenli beslenmek normalde de Ramazan dışında da en önemli yapmamız gereken şeylerden biri… <span id="more-620"></span>Eğer Ramazan’da da düzenli beslenirsek herhangi bir sorun yaşamayız ;ama ne yapmamız lazım? 8 saat zaten 8-10 saat aç kalıyoruz. Mutlaka sahura kalkmalıyız. Sahurda biraz gıda alıp ondan sonra iftarımızı açmalıyız. Eğer böyle yaparsak zaten hem bu zararlı etkileri görmeyiz hem de metabolizmamızı yavaşlatıp kilo alımına sebep olmayız. İftarda çok yesek bile mutlaka sahura kalkmamız gerekiyor ;çünkü yine de arada bir 8 saatlik açlık söz konusu bu yüzden sahura kalkmadan asla ve asla oruç tutmamamız lazım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyetprogramlari.net/diyet-corbalari/sahura-kalkamayanlar%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Akdeniz Çorbası</title>
		<link>http://www.diyetprogramlari.net/diyet-corbalari/akdeniz-corbasi</link>
		<comments>http://www.diyetprogramlari.net/diyet-corbalari/akdeniz-corbasi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Sep 2008 10:24:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>selma</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Diyet Çorbaları]]></category>

		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>

		<category><![CDATA[Akdeniz Çorbası]]></category>

		<category><![CDATA[çorba]]></category>

		<category><![CDATA[ÇORBASI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.diyetprogramlari.net/?p=618</guid>
		<description><![CDATA[MALZEMELER
¤ 1 adet orta boy patates
¤ 2 adet havuç
¤ 1/4 kg pırasa
¤ 2 adet çarliston biber
¤ 1 domates
¤ 2 lahana yaprağı
¤ 1 çay bardağı dolusu maydanoz
¤ 1/2 limon
¤ 1 çay kaşığı şeker
¤ 1 tatlı kaşığı tuz
¤ 1/2 çay kaşığı karabiber
¤ 1/2 çay kaşığı köfte baharı
¤ 3 diş sarımsak
¤ 1/2 çay bardağı zeytinyağı ya da çiçek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MALZEMELER<br />
¤ 1 adet orta boy patates<br />
¤ 2 adet havuç<br />
¤ 1/4 kg pırasa<br />
¤ 2 adet çarliston biber<br />
¤ 1 domates<br />
¤ 2 lahana yaprağı<br />
¤ 1 çay bardağı dolusu maydanoz<br />
¤ 1/2 limon<br />
¤ 1 çay kaşığı şeker<br />
¤ 1 tatlı kaşığı tuz<br />
¤ 1/2 çay kaşığı karabiber<span id="more-618"></span><br />
¤ 1/2 çay kaşığı köfte baharı<br />
¤ 3 diş sarımsak<br />
¤ 1/2 çay bardağı zeytinyağı ya da çiçek yağı<br />
¤ 1.5 litre su</p>
<p>HAZIRLANIŞI<br />
Sebzeler iyice yıkanır ve parmak ucu büyüklüğünde kesilir. Biberlerin çekirdekleri çıkarılmalıdır.</p>
<p>Büyük bir tencereye zeytinyağı konulur ve kızmadan üzerine baharatlar (köfte, karabiber) atılır.</p>
<p>Hafif kızan yağa doğranmış sebzeler eklenerek beş dakika tahta kaşıkla karıştırılır.</p>
<p>Daha sonra su, tuz,şeker, sarımsak ilave edilir. Sarımsaklar dörde bölünmelidir. Suya ayrıca sıkılmış yarım limon suyu katılır.(Sebzelerin rengini koruyacaktır).</p>
<p>Kaynamaya yakın parçalanmış maydanozlarda ilave olunur.</p>
<p>Kaynama başladıktan sonra beş dakika daha kaynamanın devam etmesine izin verilmelidir.</p>
<p>Kıtır siyah ekmekle keyifle servis yapabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.diyetprogramlari.net/diyet-corbalari/akdeniz-corbasi/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
